Bilişim Sektöründe Yüzde 53 Büyüme, Ancak Küresel Pazar Payı Yüzde 0,72

Ekonomi alanındaki zorluklar ve enflasyonla mücadele programındaki sapmalar sürerken, uzmanlar ve girişimciler, Türkiye’nin teknolojik atılımını yeni bir çıkış noktası olarak işaret ediyor. Ancak mevcut politikaların ve ekonomik yapının bilişim sektöründeki büyümeyi desteklemediği sıkça vurgulanıyor. Uzmanlar, kamu kurumlarının sadece teşvik vermekle kalmayıp, yerli çözümlerin ticarileşmesini hızlandıracak stratejik ortaklar haline gelmesi gerektiğini ifade ediyor.

Tekstil, beyaz eşya, turizm ve perakende gibi geleneksel sektörlerde maliyet baskıları ve rekabet kayıpları artarken, dijital dönüşüm ihtiyacı sektördeki tartışmaların merkezine yerleşmiş durumda. İleri teknoloji ve yapay zekâ odaklı yüksek katma değerli üretimin teşvik edildiği politika alanlarında, bilişim sektörü büyüme kaydetse de yapısal sorunları aşamamış durumda.

Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD), 2025 yılına ait performans verilerini haziran ayı başında açıklayacakken, 2024 yılına ait rakamlarla Türkiye’nin bilgi ve iletişim teknolojileri sektörünün TL bazında yüzde 53 oranında büyüyerek 1.2 trilyon TL’yi aştığı, istihdamın 246 bine ve ihracatın 108 milyar TL seviyesine ulaştığı bildirildi. Ancak, TÜBİSAD Başkanı Cüneyt Tombalak’a göre, büyümenin tek başına yeterli olmadığına dikkat çekti. Küresel bilgi ve iletişim teknolojileri pazarının yaklaşık 5 trilyon dolar büyüklüğe ulaştığını belirten Tombalak, Türkiye’nin bu pazardan aldığı payın hâlâ yüzde 0.72 seviyesinde kaldığını ve bilişim sektörünün Türkiye’nin toplam GSYH’si içindeki payının yalnızca yüzde 2.77 olduğunu vurguladı.

“Ölçek önemlidir” diyen Tombalak, bilişim sanayisinin sürdürülebilir bir büyüme sağlamak için, küçük oyuncuların tek başına ilerlemelerinin yeterli olmayacağını; yetkinliklerin bir araya getirildiği ve kaynakların konsolide edildiği bir yapının gerekliliğini ifade etti. Ayrıca, finansmana erişimin sınırlı kaldığını ve bu durumun teminat eksikliği, belirsiz nakit akışı algısı ve teknolojiye özgü risklerin yeterince modelleyememesinden kaynaklandığını belirtti. Tombalak, kamu destek mekanizmalarının ve finansal modellerin daha etkin hale gelmesi gerektiğini vurguladı. “Türkiye’nin katma değerli üretim hedefi, bilişim sektörünün güçlenmeden gerçekleşemez. Amacımız, küresel ölçekte rekabet edebilen bir teknoloji üretim kapasitesi yaratmak olmalı. Günümüzde yapay zeka, yalnızca bir teknoloji değil; aynı zamanda ekonomik güçtür. Ucuz yazılım modeli yatırım çekmez ve küresel ölçek üretmez,” dedi. Ayrıca, devletin sadece düzenleyici veya teşvik edici bir rol üstlenmemesi, aynı zamanda erken dönem alıcı ve yatırımcı bir aktör haline gelmesi gerektiğini kaydetti.

İktisatçı Doç. Dr. Caner Özdurak ise, ölçek sorununu ülke ekonomisinin kalbindeki kronik bir tıkanıklık olarak tanımladı. Katma değerli üretim tartışmalarının stagflasyonist sarmal ve erken sanayisizleşme riskiyle sıkı bir bağ içerisinde olduğunu belirtti. Özdurak, ters arz şokları ve yapışkan enflasyonun artık yapısal bir norm haline geldiğini ve yalnızca para politikalarının ve faiz araçlarının sorunu çözmeye yetmeyeceğini belirtti. “Yapay zeka, veri analitiği ve otomasyon, maliyet enflasyonunu aşağı çekmek için en etkili araçlardır, ancak mevcut ekonomik mimari buna engel olmaktadır. Kaynaklar rantiyeye aktarıldıkça, insan sermayesi kaybedilmektedir. Dijital dönüşüm, işler iyi gittiğinde ilgi gösterilen bir lüks değil; mevcut modelin sınırları içinde dayanılması gereken en stratejik araçtır,” dedi.

Author: Can Demir